Ninova Kütüphanesi

Ninova Kütüphanesi

Meşhur hükümdar Asurbanipal’ın kurduğu tarihteki ilk kütüphane olan Ninova kütüphanesi ile ilgili bilgi vereceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsanız 🙂 fakat daha heyecanlı bir serüven için burası yola çıkış noktamız olacak.

Bundan yüzbinlerce yıl önce Türkiye’den yola çıkan birisi fırat nehrini takip ederek musula doğru geldiğinde tarihi Ninova şehrine ve kurucusu Kral Sargon ile tanışma şansına erişebilirdi. M.Ö 2000 ile 700 yılları arasında var olan uygarlığın kurucusu Kral Sargon olsada geriye dönük tarihte hatırladığımız en esaslı Asur kralı Asurbanipal’dır.

Onun dönemimde uygarlığın toprakları anadolu’ya kadar genişlemiş ve başkent Ninova’da tarihin ilk kütüphanesi MÖ 625 yılında kurulmuştur. O günden bu güne Asurlar’a binlerce saldırıya maruz kaldı, onlarca savaşa girdi ve son olarak Babür’ler ve Pers’ler birleşerek bu hükümdarlığa son verdiler. İşin mucizevi kısmı, Ninova kütüphanesindeki her bir yazıt 1853 yılında ki o zaman bu toprakların sahibi Osmanlı İmparatorluğu döneminde gizli yapılan çok büyük arkelojik keşiflerle ortaya çıkarıldı. Yine imparatorluğun izni olmadan binlerce tablet İngiltere’ye gönderildi. Erişilen kil tabletlerde Asurlar’dan daha önce yaşayan Sümerler’e ait bilgiler ve tarihteki en önemli destanlardan gılgamış destanına erişildi. Gılgamış destanında var olan bazı bilgilerin semavi dinlerde var olan ve ilk defa kutsal kitaplarda var olduğunu düşündüğümüz bir takim bilgilerle muazzam benzerlik gösterdiğine ve semavi dinlerden çok daha öncesine dayandığını gördük. İlk kutsal kitap olan Tevrat’ta anlatılan Nuh Tufanı ile Gılgamış Destanını aşagidaki sizin için sadeleştirdim.

Gılgamış Destanından Başlayalım. İşte Gılgamış Destanında Nuh Tufanı…

İnsanların, onların yok oluşunda ben …..’ceğim,
Yaratıklarımın ……’sını Nintu’ya geri göndereceğim,
İnsanları yerlerine geri göndereceğim,
Kentlerde, tanrısal yasalara göre yerlerini kuracaklar,
Gölgelerine dinginlik getireceğim,
Evlerimize, kutsal yerlerdeki tuğlalarını koyacaklar,
Karar verme yerlerimizi kutsanmış alanlarda kuracaklar.

O ateş-söndüren kutsal suya yön verdi,
Ayinler ve yüce tanrısal yasalar koydu,
Yeryüzünde o …. oraya …. Yerleştirdi.

An, Enlil, Enki ve Ninhursag
Karakafalı halkı biçimlendirdikten sonra,
Yeryüzünde bol bitki yeşerdi,
Ovanın dört ayaklıları (yaratıklar), hayvanlar, sanatkarca var edildi.

Bu kısımdan sonra 37 dizelik kırık vardır ve okunamamaktadır.

Krallığın …..’si gökten indirildikten sonra,
Yüce taç ve krallık tahtı gökten indirildikten sonra,
O ayinleri ve yüce tanrısal yasaları uyguladı ……..
………. kutsanmış yerde beş kent kurdu,
Onlara ad verdi, ibadet merkezlerini aralarında bölüştürdü.

Bu kentlerden birincisini, Eridu’yu, Nudimmud’a, öndere verdi,
İkincisini, Badtibira’yı, ………’ya verdi,
Üçüncüsünü, Larak’ı, Endurbilhursag’a verdi,
Dördüncüsünü, Sippar’ı, yiğit Utu’ya verdi,
Beşincisini, Şuruppak’ı, Sud’a verdi.

Kentlerin adını verip, ibadet merkezlerini aralarında bölüştürdüğü,

Yine yaklaşık 37 dizelik eksiklik var.

Tufan ……
………………….
Öyle karar alındı ……..
O zaman Nintu …….. gibi gözyaşı döktü,
Kutsal İnanna halkı için bir ağıt tutturdu,
Enki kendi kendine karar aldı,
An, Enlil, Enki ve Ninhursag ………
Göğün ve yerin insanları An ile Enlil’in adını söylediler.

O zaman kral Ziusudra, …….’nın paşisu’su,
Dev bir …….. inşa etti,
Alçakgönüllülükle, itaatle, saygıyla, o …….,
Her gün uğraşarak, durmadan ……….
Her türlü düşü görerek …….
Göğün ve yerin adlarını anarak ……
……… tanrılar bir duyar ………
Ziusudra, duvarın yanında durarak, dinledi.

Solumda, duvarın yanında dur …..
Duvarın yanında sana bir söz diyeceğim, sözümü dinle,
Öğütlerime kulak ver:
Bizim ….’mızla bir tufan ibadet merkezlerini silip süpürecek,
İnsanoğlunun tohumunu kurutmak için …..,
Karar böyle, tanrılar meclisinin sözü,
An ve Enlil tarafından verilen emirle …..
Krallığı, kanunu (sona erdirecek)

Bundan sonra da 40 dizelik bir kısım kırık olduğundan okunamamaktadır.

Olağanüstü kuvvetli fırtınaların hepsi, bir olup saldırdılar,
Aynı anda tufan ibadet merkezlerini kapladı.

Yedi gün, yedi gece boyunca,
Tufan ülkeyi kasıp kavurdu,
Fırtınalar koca gemiyi azametli dalgalara çarpıp dururken,
Işığını yere göğe saçan Utu çıktı.
Ziusudra koca geminin bir penceresini açtı,
Kahraman Utu ışınlarını koca geminin içine saldı.

Kral Ziusudra,
Utu’nun önünde yerlere kapandı,
Bir öküz kesti kral, bir koyun kesti.

Burada yine 39 dize kadarı kırıktır.

An ile Enlil’in ….’larıyla çıkardıkları “göğün soluğu, yerin soluğu” her yere yayıldı,
Topraktan çıkan bitkiler boy attı.

Kral Ziusudra,
An ile Enlil’in önünde yerlere kapandı,
An ile Enlil Ziusudra’yı bağırlarına bastılar,
Ona tanrılarınki gibi bir hayat verdiler:
Tanrılarınki gibi ebedi soluğu onun için yere indirdiler.

Böylece kral Ziusudra’yı,
Bitkilerin adının ve insanoğlunun tohumunun koruyucusunu,
Geçiş ülkesine, Dilmun ülkesine, güneşin doğduğu yere yerleştirdiler

————————————————————————————————————————————–

Tevrat’ta geçen Nuh Tufanı oldukça uzun fakat aşagidaki gibi özetlemeye çalıştım.

Bildergebnis für tevrat'ta Nuh tufanı

Tanrı, insanoğlunun sapkınlığına bir ceza vermek adına, yeryüzündeki tüm canlıları yok edeceğini söyler.

“Rab baktı, yeryüzünde insanın yaptığı kötülük çok, aklı fikri hep kötülükte. İnsanı yarattığına pişman oldu. Yüreği sızladı. “Yarattığım insanları, hayvanları, sürüngenleri, kuşları yeryüzünden silip atacağım” dedi, “Çünkü onları yarattığıma pişman oldum.” Ama Nuh Rab’bin gözünde lütuf buldu.” Yaratılış 6:5-8

Ancak Nuh Peygamber, O’na inanmış biridir ve Tanrı’nın ona bir şans vermesine sebep olur. Tanrı, Nuh’a bir gemi yapmasını, yaşayan bütün hayvanlardan birer (ve bazılarından yedişer) çift almasını emreder.

“Ve Tanrı Nuh’a dedi: Önüme bütün beşerin sonu geldi; çünkü onların sebebiyle yeryüzü zorbalıkla doldu, ve işte, ben onları yeryüzü ile beraber yok edeceğim. Kendine gofer ağacından bir gemi yap. İçini dışını ziftle, içeriye kamaralar yap. Gemiyi şöyle yapacaksın: Uzunluğu üç yüz, genişliği elli, yüksekliği otuz arşın olacak. Pencere de yap, boyu yukarıya doğru bir arşını bulsun. Kapıyı geminin yan tarafına koy. Alt, orta ve üst güverteler yap. Yeryüzüne tufan göndereceğim. Göklerin altında soluk alan bütün canlıları yok edeceğim. Yeryüzündeki her canlı ölecek. Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin. Sağ kalabilmeleri için her canlı türünden bir erkek, bir dişi olmak üzere birer çifti gemiye al. Çeşit çeşit kuşlar, hayvanlar, sürüngenler sağ kalmak için çifter çifter sana gelecekler.Yanına hem kendin, hem onlar için yenebilecek ne varsa al, ilerde yemek üzere depola.Ve Nuh Tanrı’nın kendisine emrettiği herşeye göre yaptı; öyle yaptı. Yaratılış 6:13-22

Adğe dilinde “Khuafe” suda yüzen araçlara verilen isim. Adını bu “Gofer” ağacından almış olabilir.

“Yeryüzünde soyları tükenmesin diye, yanına temiz sayılan hayvanlardan erkek ve dişi olmak üzere yedişer çift, kirli sayılan hayvanlardan birer çift, kuşlardan yedişer çift al. Göklerin kuşlarından da erkek ve dişi olarak yedişer, yedişer alacaksın“ Yaratılış 7:2-3

“Nuh altı yüz yaşındayken, o yılın ikinci ayının on yedinci günü enginlerin bütün kaynakları fışkırdı, göklerin kapakları açıldı. Yeryüzüne kırk gün kırk gece yağmur yağdı.” Yaratılış 7:11-12

Ve adamdan sığırlara kadar, sürünenlere kadar, ve göklerin kuşlarına kadar, yeryüzü üzerinde yaşayan herşey silindi; ve yeryüzünden silindiler, ve yalnız Nuh ve kendisi ile beraber gemide olanlar kaldılar“. Yaratılış 7:23

Büyük Tufan’dan sonra, geminin nereye oturduğuna dair Tevrat’ta geçtiği kabul edilen bölüm:

“Gemi yedinci ayın on yedinci günü..r..r..t.. dağları üzerine oturdu. Yaratılış 8:4

Karaya oturduktan sonrası:

Ve sular onuncu aya kadar, gittikçe azaldılar; onuncu ayda, ayın birinde dağların başları göründüler. Ve vaki oldu ki, kırk gün bittikten sonra, Nuh yapmış olduğu geminin penceresini açtı; ve kuzgunu gönderdi, ve o yerde sular kuruyuncaya kadar, öteye beriye gitti. Ve sular toprağın yüzü üzerinden eksildi mi diye görmek için, yanından güvercini gönderdi; fakat güvercin ayağının tabanına bir istirahat yeri bulamadı, ve gemiye onun yanına döndü, çünkü sular bütün yer yüzünde idiler; ve elini uzatıp onu tuttu, ve onu kendi yanına gemiye aldı. Ve diğer yedi gün daha bekledi; ve Güvercini gemiden tekrar gönderdi; ve akşam vakti güvercin onun yanına girdi; ve işte ağzında yeni koparılmış zeytin yaprağı vardı; ve Nuh suların yeryüzünden eksilmiş olduklarını bildi. Ve diğer yedi gün daha bekledi ve güvercini gönderdi; ve artık tekrar kendisine dönmedi. Ve vaki oldu ki, altı yüz birinci yılında, birinci ayda, ayın birinde yer üzerinden sular kurudular; ve Nuh geminin örtüsünü kaldırdı, ve baktı ki toprağın yüzü kurumuştu.Ve ikinci ayda, ayın on yedinci gününde yer kuru idi.” Yaratılış 8:5-14

Ve ahdimi sizinle sabit kılacağım, ve bütün beşer artık tufanın suları ile kesilmeyecektir, ve yeryüzünü helak etmek için artık tufan olmayacaktır.” (Yaratılış 9:11)

Eğer 18 YY’da bu kazı yapılmış olmasaydı, bu durumda Tevrat’taki bilgileri dogma olarak kabul edip sorgulayamacaktık. Dogma tek ve mutlak doğrumuz olarak kabul edilecekti ki Ninova kütüphanesi ve tabletlerdeki gılgamış destanı karşımıza çıktı bir anda aslında kutsal kitaplardaki bilgilerin insanlığa indirilmeden önceki döneme ait olduğu ve bu sentezle bu bilginin Sümerler’den Tevrat’a aktarılabildiği ya da uyarlanmış olma ihtimali sorularını önümüze getiriyor. Belkide bu bilgilerin bugüne bu şekilde gelmesine vesile olan Pers döneminde MÖ. 399’da dini lider olarak Kudüs’e atanan Ezra’dan da kısaca bahsetmek gerekir. Tevrat’ı yeniden derleyen EzraTevrat’ı nasıl yazdırdığını anlattığı kendi kitabında şöyle der “Tanrının yardımıyla beş yazıcıya, kırk günde yeni Tevrat’ı yazdırdım”. Ancak Kudüs’deki bazı Yahudi toplulukları ve din adamları Tevrat’a, Musevilik ile hiç ilgisi olmayan hikayeler eklendi, kurallar konduğu gerekçesiyle Ezra’ya karşı çıktılar ama Ezra kendi yazdırdığı Tevrat’ı Museviliğin anayasası olarak kabul ettirmiş, siyasi gücü ve başkanlığını yaptığı dini konsey aracılığı ile de onu uygulamaya geçirtmiştir. Sözlü Tevrat’a ekleme çıkarma yapıldığını söyleyen muhalifleri ise çok ağır bir cezalandırmış ve sürgüne yollamıştır. Ezra’nın haklı olmadığı yüzyıllar sonra yapılan keşiflerde ortaya çıkarılmıştır. Sadece tufan değil birçok Sümer ve mezopotamya mitolojisinin uyarlanarak Tevrat’a eklendiği ortaya çıkarıldı.

Peki diyelim ki yukardaki bilimsel sonuçların hepsi bir varsayım. Bu yine de Tufan olayının Sümer yazıtlarında bahsedildiği gerçeğini değiştirmeyecektir. Soru Şu : Bu durumda Sümer’ler mi tufan olayını yaşadı ? Ninova Kütüphanesi keşfedilmeseydi Tufan olayının bizlere ilk Musevilik ile aktarıldığını bilecektik fakat Sümerler’den öncesini bilmiyoruz.

Birçok mitolojide bahsedilen bir sel olayıdır aslında Tufan. Neden Tanrının kötüye giden insanoğlu’nu cezalandırma merkezli bir sebep yerine daha bilimsel bir sebep mesela bir çeşit küresel ısınma ya da bölgesel bir doğa felaketi olup bunun Sümerler’den bile çok öncesinden Sümerler zamanına kadar aktarılmış olabilme ihtimalini değerlendirmiyoruz.

 

 

 

Share

Mersin’de doğdu. 2000 yılında Mersin Eskrim Kulübünde, ‘eskrim sporuna’ başladı. Türkiye 2.’si olarak Türkiye Milli Takımı’na seçildi. 4 yıl boyunca Türkiye’yi eskrim sporunda uluslararası arenada temsil etti. Bu süreçte Balkan 3.’sü oldu. Girne Amerikan Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nden mezun oldu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde çeşitli kurumlara üç yıl boyunca masaüstü yazılım geliştirdi. Nethouse firmasında “Network Uzmanı” olarak görev aldı. Bilişim dünyasındaki kariyerine Türkiye’nin ağ güvenliği distribütörlerinden İnfonet’te “Bilgi Güvenliği Uzmanı” olarak devam etti. “Web – Data – Email Güvenliği” konularında çeşitli kurum ve kuruluşlara eğitimler verdi. 2013 Mart ayı itibari ile “Sistem Mühendisi” olarak Trend Micro’da göreve başladı. Halen Trend Micro Kanal Geliştirme Müdürü olarak görev yapmaktadır. Ayrıca; Çözümpark ve Trend Micro blog sayfalarında teknoloji yazarlığı yapmaktadır. Genç Girişimciler Derneği’nin Yönetim Kurulu’nda 2 yıldır ‘Girişimcilik ve Sosyal Sorumluluk Projeleri’nde yeralmaktadır. Bilgi Güvenliği Uzmanı olan Dağdevirentürk, Milli Eskrim Sporcusu olarak da birebir eskrim dersi vermeye devam etmektedir. SUBSCRIBE NEWSLETTER Siteme Abone Olmak İsterseniz, E-mail Adresinizi Yazabilirsiniz SUBSCRIBE Mersin’de doğdu. 2000 yılında Mersin Eskrim Kulübünde, ‘eskrim sporuna’ başladı. Türkiye 2.’si olarak Türkiye Milli Takımı’na seçildi. 4 yıl boyunca Türkiye’yi eskrim sporunda uluslararası arenada temsil etti. Bu süreçte Balkan 3.’sü oldu. Girne Amerikan Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nden mezun oldu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde çeşitli kurumlara üç yıl boyunca masaüstü yazılım geliştirdi. Nethouse firmasında “Network Uzmanı” olarak görev aldı. Bilişim dünyasındaki kariyerine Türkiye’nin ağ güvenliği distribütörlerinden İnfonet’te “Bilgi Güvenliği Uzmanı” olarak devam etti. “Web – Data – Email Güvenliği” konularında çeşitli kurum ve kuruluşlara eğitimler verdi. 2013 Mart ayı itibari ile “Sistem Mühendisi” olarak Trend Micro’da göreve başladı. Halen Trend Micro Kanal Geliştirme Müdürü olarak görev yapmaktadır. Ayrıca; Çözümpark ve Trend Micro blog sayfalarında teknoloji yazarlığı yapmaktadır. Genç Girişimciler Derneği’nin Yönetim Kurulu’nda 3 yıldır ‘Girişimcilik ve Sosyal Sorumluluk Projeleri’nde yeralmaktadır. Bilgi Güvenliği Uzmanı olan Dağdevirentürk, Milli Eskrim Sporcusu olarak da birebir eskrim dersi vermeye devam etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir